Sure 37

Sâffât

Those drawn up in Ranks · 182 ayet · Meccan

سُورَةُ الصَّافَّاتِ

Sayfa 446
Sâffât
Ayet:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

وَالصَّافَّاتِ صَفًّا

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Sâffât · Ayet 1 · 37:1

فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًا

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Sâffât · Ayet 2 · 37:2

فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًا

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Sâffât · Ayet 3 · 37:3

إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَاحِدٌ

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Sâffât · Ayet 4 · 37:4

رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِ

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir

Sâffât · Ayet 5 · 37:5

إِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ

Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik

Sâffât · Ayet 6 · 37:6

وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍ

Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk

Sâffât · Ayet 7 · 37:7

لَا يَسَّمَّعُونَ إِلَى الْمَلَإِ الْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍ

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

Sâffât · Ayet 8 · 37:8

دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır

Sâffât · Ayet 9 · 37:9

إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir

Sâffât · Ayet 10 · 37:10

فَاسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمْ مَنْ خَلَقْنَا ۚ إِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ طِينٍ لَازِبٍ

Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır

Sâffât · Ayet 11 · 37:11

بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ

Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar

Sâffât · Ayet 12 · 37:12

وَإِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَ

Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler

Sâffât · Ayet 13 · 37:13

وَإِذَا رَأَوْا آيَةً يَسْتَسْخِرُونَ

Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar

Sâffât · Ayet 14 · 37:14

وَقَالُوا إِنْ هَٰذَا إِلَّا سِحْرٌ مُبِينٌ

Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

Sâffât · Ayet 15 · 37:15

أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

Sâffât · Ayet 16 · 37:16

أَوَآبَاؤُنَا الْأَوَّلُونَ

Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler

Sâffât · Ayet 17 · 37:17

قُلْ نَعَمْ وَأَنْتُمْ دَاخِرُونَ

De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak

Sâffât · Ayet 18 · 37:18

فَإِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ

Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar

Sâffât · Ayet 19 · 37:19

وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ الدِّينِ

Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür

Sâffât · Ayet 20 · 37:20

هَٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ

Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir

Sâffât · Ayet 21 · 37:21

۞ احْشُرُوا الَّذِينَ ظَلَمُوا وَأَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَ

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

Sâffât · Ayet 22 · 37:22

مِنْ دُونِ اللَّهِ فَاهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَاطِ الْجَحِيمِ

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

Sâffât · Ayet 23 · 37:23

وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُمْ مَسْئُولُونَ

Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır

Sâffât · Ayet 24 · 37:24

Sayfa 446 (1 / 7)
Sayfa 447
Sâffât
Ayet:

مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ

Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz

Sâffât · Ayet 25 · 37:25

بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ

Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır

Sâffât · Ayet 26 · 37:26

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ

Birbirlerine dönüp soruşurlar

Sâffât · Ayet 27 · 37:27

قَالُوا إِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَمِينِ

İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler

Sâffât · Ayet 28 · 37:28

قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِنِينَ

Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz

Sâffât · Ayet 29 · 37:29

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ ۖ بَلْ كُنْتُمْ قَوْمًا طَاغِينَ

Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz

Sâffât · Ayet 30 · 37:30

فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَا ۖ إِنَّا لَذَائِقُونَ

Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız

Sâffât · Ayet 31 · 37:31

فَأَغْوَيْنَاكُمْ إِنَّا كُنَّا غَاوِينَ

Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık

Sâffât · Ayet 32 · 37:32

فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

O gün hepsi azabda birleşirler

Sâffât · Ayet 33 · 37:33

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ

Doğrusu suçlulara böyle yaparız

Sâffât · Ayet 34 · 37:34

إِنَّهُمْ كَانُوا إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ

Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler

Sâffât · Ayet 35 · 37:35

وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُو آلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍ

Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi

Sâffât · Ayet 36 · 37:36

بَلْ جَاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَلِينَ

Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı

Sâffât · Ayet 37 · 37:37

إِنَّكُمْ لَذَائِقُو الْعَذَابِ الْأَلِيمِ

Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız

Sâffât · Ayet 38 · 37:38

وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız

Sâffât · Ayet 39 · 37:39

إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ

Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır

Sâffât · Ayet 40 · 37:40

أُولَٰئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌ

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Sâffât · Ayet 41 · 37:41

فَوَاكِهُ ۖ وَهُمْ مُكْرَمُونَ

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Sâffât · Ayet 42 · 37:42

فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Sâffât · Ayet 43 · 37:43

عَلَىٰ سُرُرٍ مُتَقَابِلِينَ

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur

Sâffât · Ayet 44 · 37:44

يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَعِينٍ

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

Sâffât · Ayet 45 · 37:45

بَيْضَاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِبِينَ

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

Sâffât · Ayet 46 · 37:46

لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur

Sâffât · Ayet 47 · 37:47

وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عِينٌ

Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

Sâffât · Ayet 48 · 37:48

كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ

Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır

Sâffât · Ayet 49 · 37:49

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ

Birbirlerine dönüp sorarlar

Sâffât · Ayet 50 · 37:50

قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينٌ

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

Sâffât · Ayet 51 · 37:51

Sayfa 447 (1 / 7)
Sayfa 448
Sâffât
Ayet:

يَقُولُ أَإِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّقِينَ

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

Sâffât · Ayet 52 · 37:52

أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَدِينُونَ

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

Sâffât · Ayet 53 · 37:53

قَالَ هَلْ أَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ

Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der

Sâffât · Ayet 54 · 37:54

فَاطَّلَعَ فَرَآهُ فِي سَوَاءِ الْجَحِيمِ

Bir bakar onu cehennemin ortasında görür

Sâffât · Ayet 55 · 37:55

قَالَ تَاللَّهِ إِنْ كِدْتَ لَتُرْدِينِ

Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin

Sâffât · Ayet 56 · 37:56

وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَرِينَ

Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum

Sâffât · Ayet 57 · 37:57

أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ

Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

Sâffât · Ayet 58 · 37:58

إِلَّا مَوْتَتَنَا الْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha

Sâffât · Ayet 59 · 37:59

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur

Sâffât · Ayet 60 · 37:60

لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ

Çalışanlar bunun için çalışsın

Sâffât · Ayet 61 · 37:61

أَذَٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلًا أَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ

Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı

Sâffât · Ayet 62 · 37:62

إِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِمِينَ

Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık

Sâffât · Ayet 63 · 37:63

إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِي أَصْلِ الْجَحِيمِ

O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır

Sâffât · Ayet 64 · 37:64

طَلْعُهَا كَأَنَّهُ رُءُوسُ الشَّيَاطِينِ

Tomurcukları şeytan başı gibidir

Sâffât · Ayet 65 · 37:65

فَإِنَّهُمْ لَآكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِئُونَ مِنْهَا الْبُطُونَ

İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar

Sâffât · Ayet 66 · 37:66

ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِنْ حَمِيمٍ

Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir

Sâffât · Ayet 67 · 37:67

ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى الْجَحِيمِ

Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir

Sâffât · Ayet 68 · 37:68

إِنَّهُمْ أَلْفَوْا آبَاءَهُمْ ضَالِّينَ

Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı

Sâffât · Ayet 69 · 37:69

فَهُمْ عَلَىٰ آثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ

Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı

Sâffât · Ayet 70 · 37:70

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ الْأَوَّلِينَ

Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı

Sâffât · Ayet 71 · 37:71

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِمْ مُنْذِرِينَ

And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik

Sâffât · Ayet 72 · 37:72

فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَرِينَ

Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak

Sâffât · Ayet 73 · 37:73

إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ

Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır

Sâffât · Ayet 74 · 37:74

وَلَقَدْ نَادَانَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُجِيبُونَ

And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik

Sâffât · Ayet 75 · 37:75

وَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ

Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık

Sâffât · Ayet 76 · 37:76

Sayfa 448 (1 / 7)
Sayfa 449
Sâffât
Ayet:

وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاقِينَ

Ancak onun soyunu sürekli kıldık

Sâffât · Ayet 77 · 37:77

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ

Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Sâffât · Ayet 78 · 37:78

سَلَامٌ عَلَىٰ نُوحٍ فِي الْعَالَمِينَ

Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Sâffât · Ayet 79 · 37:79

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız

Sâffât · Ayet 80 · 37:80

إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ

Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı

Sâffât · Ayet 81 · 37:81

ثُمَّ أَغْرَقْنَا الْآخَرِينَ

Sonra, diğerlerini suda boğduk

Sâffât · Ayet 82 · 37:82

۞ وَإِنَّ مِنْ شِيعَتِهِ لَإِبْرَاهِيمَ

İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı

Sâffât · Ayet 83 · 37:83

إِذْ جَاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi

Sâffât · Ayet 84 · 37:84

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَاذَا تَعْبُدُونَ

İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz

Sâffât · Ayet 85 · 37:85

أَئِفْكًا آلِهَةً دُونَ اللَّهِ تُرِيدُونَ

Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz

Sâffât · Ayet 86 · 37:86

فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمِينَ

Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir

Sâffât · Ayet 87 · 37:87

فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِ

İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

Sâffât · Ayet 88 · 37:88

فَقَالَ إِنِّي سَقِيمٌ

İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

Sâffât · Ayet 89 · 37:89

فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِرِينَ

Onu bırakıp gittiler

Sâffât · Ayet 90 · 37:90

فَرَاغَ إِلَىٰ آلِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

Sâffât · Ayet 91 · 37:91

مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ

O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi

Sâffât · Ayet 92 · 37:92

فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَمِينِ

Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu

Sâffât · Ayet 93 · 37:93

فَأَقْبَلُوا إِلَيْهِ يَزِفُّونَ

Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler

Sâffât · Ayet 94 · 37:94

قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ

İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

Sâffât · Ayet 95 · 37:95

وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır

Sâffât · Ayet 96 · 37:96

قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَانًا فَأَلْقُوهُ فِي الْجَحِيمِ

Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler

Sâffât · Ayet 97 · 37:97

فَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَسْفَلِينَ

Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik

Sâffât · Ayet 98 · 37:98

وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهْدِينِ

İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi

Sâffât · Ayet 99 · 37:99

رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ

Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı

Sâffât · Ayet 100 · 37:100

فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ

Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik

Sâffât · Ayet 101 · 37:101

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَىٰ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِي إِنْ شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ

Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi

Sâffât · Ayet 102 · 37:102

Sayfa 449 (1 / 7)
Sayfa 450
Sâffât
Ayet:

فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

Sâffât · Ayet 103 · 37:103

وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

Sâffât · Ayet 104 · 37:104

قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik

Sâffât · Ayet 105 · 37:105

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ

Doğrusu bu apaçık bir deneme idi

Sâffât · Ayet 106 · 37:106

وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ

Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik

Sâffât · Ayet 107 · 37:107

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ

Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Sâffât · Ayet 108 · 37:108

سَلَامٌ عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ

Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık

Sâffât · Ayet 109 · 37:109

كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

İşte iyileri böylece mükafatlandırırız

Sâffât · Ayet 110 · 37:110

إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ

Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı

Sâffât · Ayet 111 · 37:111

وَبَشَّرْنَاهُ بِإِسْحَاقَ نَبِيًّا مِنَ الصَّالِحِينَ

Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik

Sâffât · Ayet 112 · 37:112

وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰ إِسْحَاقَ ۚ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِهِ مُبِينٌ

Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır

Sâffât · Ayet 113 · 37:113

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَارُونَ

And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk

Sâffât · Ayet 114 · 37:114

وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ

İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık

Sâffât · Ayet 115 · 37:115

وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبِينَ

Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi

Sâffât · Ayet 116 · 37:116

وَآتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَبِينَ

Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik

Sâffât · Ayet 117 · 37:117

وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ

Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik

Sâffât · Ayet 118 · 37:118

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْآخِرِينَ

Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

Sâffât · Ayet 119 · 37:119

سَلَامٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَارُونَ

Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık

Sâffât · Ayet 120 · 37:120

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız

Sâffât · Ayet 121 · 37:121

إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ

İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı

Sâffât · Ayet 122 · 37:122

وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ

Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir

Sâffât · Ayet 123 · 37:123

إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَلَا تَتَّقُونَ

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

Sâffât · Ayet 124 · 37:124

أَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ الْخَالِقِينَ

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

Sâffât · Ayet 125 · 37:125

اللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti

Sâffât · Ayet 126 · 37:126

Sayfa 450 (1 / 7)
Sayfa 451
Sâffât
Ayet:

فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

Sâffât · Ayet 127 · 37:127

إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ

Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi

Sâffât · Ayet 128 · 37:128

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ

Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

Sâffât · Ayet 129 · 37:129

سَلَامٌ عَلَىٰ إِلْ يَاسِينَ

Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık

Sâffât · Ayet 130 · 37:130

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız

Sâffât · Ayet 131 · 37:131

إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ

O, inanmış kullarımızdandı

Sâffât · Ayet 132 · 37:132

وَإِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ

Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir

Sâffât · Ayet 133 · 37:133

إِذْ نَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ أَجْمَعِينَ

Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

Sâffât · Ayet 134 · 37:134

إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ

Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık

Sâffât · Ayet 135 · 37:135

ثُمَّ دَمَّرْنَا الْآخَرِينَ

Sonra diğerlerini yok etmiştik

Sâffât · Ayet 136 · 37:136

وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِحِينَ

Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

Sâffât · Ayet 137 · 37:137

وَبِاللَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz

Sâffât · Ayet 138 · 37:138

وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ

Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir

Sâffât · Ayet 139 · 37:139

إِذْ أَبَقَ إِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ

Dolu bir gemiye kaçmıştı

Sâffât · Ayet 140 · 37:140

فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَضِينَ

Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı

Sâffât · Ayet 141 · 37:141

فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ

Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu

Sâffât · Ayet 142 · 37:142

فَلَوْلَا أَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحِينَ

Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

Sâffât · Ayet 143 · 37:143

لَلَبِثَ فِي بَطْنِهِ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı

Sâffât · Ayet 144 · 37:144

۞ فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقِيمٌ

Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık

Sâffât · Ayet 145 · 37:145

وَأَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْطِينٍ

Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik

Sâffât · Ayet 146 · 37:146

وَأَرْسَلْنَاهُ إِلَىٰ مِائَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik

Sâffât · Ayet 147 · 37:147

فَآمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَىٰ حِينٍ

Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik

Sâffât · Ayet 148 · 37:148

فَاسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَ

Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı

Sâffât · Ayet 149 · 37:149

أَمْ خَلَقْنَا الْمَلَائِكَةَ إِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ

Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler

Sâffât · Ayet 150 · 37:150

أَلَا إِنَّهُمْ مِنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ

Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

Sâffât · Ayet 151 · 37:151

وَلَدَ اللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar

Sâffât · Ayet 152 · 37:152

أَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَنِينَ

Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş

Sâffât · Ayet 153 · 37:153

Sayfa 451 (1 / 7)
Sayfa 452
Sâffât
Ayet:

مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz

Sâffât · Ayet 154 · 37:154

أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Hiç düşünmez misiniz

Sâffât · Ayet 155 · 37:155

أَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُبِينٌ

Yoksa apaçık bir deliliniz mi var

Sâffât · Ayet 156 · 37:156

فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım

Sâffât · Ayet 157 · 37:157

وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler

Sâffât · Ayet 158 · 37:158

سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir

Sâffât · Ayet 159 · 37:159

إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ

Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır

Sâffât · Ayet 160 · 37:160

فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

Sâffât · Ayet 161 · 37:161

مَا أَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِنِينَ

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

Sâffât · Ayet 162 · 37:162

إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَحِيمِ

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz

Sâffât · Ayet 163 · 37:163

وَمَا مِنَّا إِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

Sâffât · Ayet 164 · 37:164

وَإِنَّا لَنَحْنُ الصَّافُّونَ

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

Sâffât · Ayet 165 · 37:165

وَإِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

Sâffât · Ayet 166 · 37:166

وَإِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَ

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

Sâffât · Ayet 167 · 37:167

لَوْ أَنَّ عِنْدَنَا ذِكْرًا مِنَ الْأَوَّلِينَ

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

Sâffât · Ayet 168 · 37:168

لَكُنَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi

Sâffât · Ayet 169 · 37:169

فَكَفَرُوا بِهِ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir

Sâffât · Ayet 170 · 37:170

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَلِينَ

And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir

Sâffât · Ayet 171 · 37:171

إِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَ

Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir

Sâffât · Ayet 172 · 37:172

وَإِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ

Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir

Sâffât · Ayet 173 · 37:173

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ

Bir süreye kadar onlara aldırış etme

Sâffât · Ayet 174 · 37:174

وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

Sâffât · Ayet 175 · 37:175

أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar

Sâffât · Ayet 176 · 37:176

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ

O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur

Sâffât · Ayet 177 · 37:177

وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ

Bir süreye kadar onlardan yüz çevir

Sâffât · Ayet 178 · 37:178

وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir

Sâffât · Ayet 179 · 37:179

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir

Sâffât · Ayet 180 · 37:180

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ

Ve selam, peygamberleredir

Sâffât · Ayet 181 · 37:181

وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır

Sâffât · Ayet 182 · 37:182

Sayfa 452 (1 / 7)

Sonraki Sure

Bu sureyi tamamladınız. Bir sonraki sureye geçebilirsiniz.

Sonraki Sure