Sure 51

Zâriyât

The Winnowing Winds · 60 ayet · Meccan

سُورَةُ الذَّارِيَاتِ

ÖncekiSonraki
Sayfa 520
Zâriyât

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًا

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

Zâriyât · Ayet 1 · 51:1

فَالْحَامِلَاتِ وِقْرًا

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

Zâriyât · Ayet 2 · 51:2

فَالْجَارِيَاتِ يُسْرًا

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

Zâriyât · Ayet 3 · 51:3

فَالْمُقَسِّمَاتِ أَمْرًا

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

Zâriyât · Ayet 4 · 51:4

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

Zâriyât · Ayet 5 · 51:5

وَإِنَّ الدِّينَ لَوَاقِعٌ

Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

Zâriyât · Ayet 6 · 51:6

Sayfa 521
Zâriyât

وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْحُبُكِ

İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz

Zâriyât · Ayet 7 · 51:7

إِنَّكُمْ لَفِي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍ

İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz

Zâriyât · Ayet 8 · 51:8

يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ

Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür

Zâriyât · Ayet 9 · 51:9

قُتِلَ الْخَرَّاصُونَ

Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın

Zâriyât · Ayet 10 · 51:10

الَّذِينَ هُمْ فِي غَمْرَةٍ سَاهُونَ

Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın

Zâriyât · Ayet 11 · 51:11

يَسْأَلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ الدِّينِ

İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar

Zâriyât · Ayet 12 · 51:12

يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ

O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür

Zâriyât · Ayet 13 · 51:13

ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تَسْتَعْجِلُونَ

Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir

Zâriyât · Ayet 14 · 51:14

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı

Zâriyât · Ayet 15 · 51:15

آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı

Zâriyât · Ayet 16 · 51:16

كَانُوا قَلِيلًا مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

Onlar, geceleri az uyuyanlardı

Zâriyât · Ayet 17 · 51:17

وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi

Zâriyât · Ayet 18 · 51:18

وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ

Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi

Zâriyât · Ayet 19 · 51:19

وَفِي الْأَرْضِ آيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ

Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz

Zâriyât · Ayet 20 · 51:20

وَفِي أَنْفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz

Zâriyât · Ayet 21 · 51:21

وَفِي السَّمَاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir

Zâriyât · Ayet 22 · 51:22

فَوَرَبِّ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَا أَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ

Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir

Zâriyât · Ayet 23 · 51:23

هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ الْمُكْرَمِينَ

İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi

Zâriyât · Ayet 24 · 51:24

إِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًا ۖ قَالَ سَلَامٌ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ

Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti

Zâriyât · Ayet 25 · 51:25

فَرَاغَ إِلَىٰ أَهْلِهِ فَجَاءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ

Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti

Zâriyât · Ayet 26 · 51:26

فَقَرَّبَهُ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti

Zâriyât · Ayet 27 · 51:27

فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً ۖ قَالُوا لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَلِيمٍ

(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler

Zâriyât · Ayet 28 · 51:28

فَأَقْبَلَتِ امْرَأَتُهُ فِي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ

Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi

Zâriyât · Ayet 29 · 51:29

قَالُوا كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُ هُوَ الْحَكِيمُ الْعَلِيمُ

Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler

Zâriyât · Ayet 30 · 51:30

Sayfa 522
Zâriyât

۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ

İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi

Zâriyât · Ayet 31 · 51:31

قَالُوا إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَىٰ قَوْمٍ مُجْرِمِينَ

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

Zâriyât · Ayet 32 · 51:32

لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ طِينٍ

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

Zâriyât · Ayet 33 · 51:33

مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

Zâriyât · Ayet 34 · 51:34

فَأَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ فِيهَا مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık

Zâriyât · Ayet 35 · 51:35

فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ

Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk

Zâriyât · Ayet 36 · 51:36

وَتَرَكْنَا فِيهَا آيَةً لِلَّذِينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ الْأَلِيمَ

Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık

Zâriyât · Ayet 37 · 51:37

وَفِي مُوسَىٰ إِذْ أَرْسَلْنَاهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ

Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik

Zâriyât · Ayet 38 · 51:38

فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِ وَقَالَ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi

Zâriyât · Ayet 39 · 51:39

فَأَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ

Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti

Zâriyât · Ayet 40 · 51:40

وَفِي عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرِّيحَ الْعَقِيمَ

Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

Zâriyât · Ayet 41 · 51:41

مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ

Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

Zâriyât · Ayet 42 · 51:42

وَفِي ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتَّىٰ حِينٍ

Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti

Zâriyât · Ayet 43 · 51:43

فَعَتَوْا عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ

Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı

Zâriyât · Ayet 44 · 51:44

فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرِينَ

Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler

Zâriyât · Ayet 45 · 51:45

وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ

Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti

Zâriyât · Ayet 46 · 51:46

وَالسَّمَاءَ بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz

Zâriyât · Ayet 47 · 51:47

وَالْأَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ

Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz

Zâriyât · Ayet 48 · 51:48

وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır

Zâriyât · Ayet 49 · 51:49

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ ۖ إِنِّي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ

De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

Zâriyât · Ayet 50 · 51:50

وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ ۖ إِنِّي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ

Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

Zâriyât · Ayet 51 · 51:51

Sayfa 523
Zâriyât

كَذَٰلِكَ مَا أَتَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi

Zâriyât · Ayet 52 · 51:52

أَتَوَاصَوْا بِهِ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir

Zâriyât · Ayet 53 · 51:53

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَا أَنْتَ بِمَلُومٍ

Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin

Zâriyât · Ayet 54 · 51:54

وَذَكِّرْ فَإِنَّ الذِّكْرَىٰ تَنْفَعُ الْمُؤْمِنِينَ

Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir

Zâriyât · Ayet 55 · 51:55

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır

Zâriyât · Ayet 56 · 51:56

مَا أُرِيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَا أُرِيدُ أَنْ يُطْعِمُونِ

Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem

Zâriyât · Ayet 57 · 51:57

إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ

Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır

Zâriyât · Ayet 58 · 51:58

فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَابِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ

Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler

Zâriyât · Ayet 59 · 51:59

فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ يَوْمِهِمُ الَّذِي يُوعَدُونَ

Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere

Zâriyât · Ayet 60 · 51:60

Sonraki Sure

Bu sureyi tamamladınız. Bir sonraki sureye geçebilirsiniz.

Sonraki Sure