Sure 77

Mürselât

The Emissaries · 50 ayet · Meccan

سُورَةُ المُرۡسَلَاتِ

ÖncekiSonraki
Sayfa 580
Mürselât

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Mürselât · Ayet 1 · 77:1

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Mürselât · Ayet 2 · 77:2

وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Mürselât · Ayet 3 · 77:3

فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Mürselât · Ayet 4 · 77:4

فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Mürselât · Ayet 5 · 77:5

عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Mürselât · Ayet 6 · 77:6

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

Mürselât · Ayet 7 · 77:7

فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ

Yıldızların ışığı giderildiği zaman

Mürselât · Ayet 8 · 77:8

وَإِذَا السَّمَاءُ فُرِجَتْ

Gök yarıldığı zaman

Mürselât · Ayet 9 · 77:9

وَإِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ

Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman

Mürselât · Ayet 10 · 77:10

وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman

Mürselât · Ayet 11 · 77:11

لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

Bu, hangi güne bırakılmıştı

Mürselât · Ayet 12 · 77:12

لِيَوْمِ الْفَصْلِ

Hüküm gününe bırakılmıştı

Mürselât · Ayet 13 · 77:13

وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ

Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin

Mürselât · Ayet 14 · 77:14

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

Mürselât · Ayet 15 · 77:15

أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

Mürselât · Ayet 16 · 77:16

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

Mürselât · Ayet 17 · 77:17

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ

Suçlulara böyle yaparız

Mürselât · Ayet 18 · 77:18

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün, yalanlamış olanların vay haline

Mürselât · Ayet 19 · 77:19

Sayfa 581
Mürselât

أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَاءٍ مَهِينٍ

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

Mürselât · Ayet 20 · 77:20

فَجَعَلْنَاهُ فِي قَرَارٍ مَكِينٍ

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

Mürselât · Ayet 21 · 77:21

إِلَىٰ قَدَرٍ مَعْلُومٍ

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

Mürselât · Ayet 22 · 77:22

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ

Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz

Mürselât · Ayet 23 · 77:23

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

Mürselât · Ayet 24 · 77:24

أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ كِفَاتًا

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

Mürselât · Ayet 25 · 77:25

أَحْيَاءً وَأَمْوَاتًا

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

Mürselât · Ayet 26 · 77:26

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَأَسْقَيْنَاكُمْ مَاءً فُرَاتًا

Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi

Mürselât · Ayet 27 · 77:27

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların vay o gün haline

Mürselât · Ayet 28 · 77:28

انْطَلِقُوا إِلَىٰ مَا كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ

İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin

Mürselât · Ayet 29 · 77:29

انْطَلِقُوا إِلَىٰ ظِلٍّ ذِي ثَلَاثِ شُعَبٍ

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

Mürselât · Ayet 30 · 77:30

لَا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

Mürselât · Ayet 31 · 77:31

إِنَّهَا تَرْمِي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

Mürselât · Ayet 32 · 77:32

كَأَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌ

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

Mürselât · Ayet 33 · 77:33

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların o gün vay haline

Mürselât · Ayet 34 · 77:34

هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَ

Bu, onların konuşamayacakları gündür

Mürselât · Ayet 35 · 77:35

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler

Mürselât · Ayet 36 · 77:36

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların o gün vay haline

Mürselât · Ayet 37 · 77:37

هَٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ

Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür

Mürselât · Ayet 38 · 77:38

فَإِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ

Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun

Mürselât · Ayet 39 · 77:39

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların o gün vay haline

Mürselât · Ayet 40 · 77:40

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي ظِلَالٍ وَعُيُونٍ

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar

Mürselât · Ayet 41 · 77:41

وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

Canlarının istediği meyveler arasındadırlar

Mürselât · Ayet 42 · 77:42

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz

Mürselât · Ayet 43 · 77:43

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz

Mürselât · Ayet 44 · 77:44

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

Mürselât · Ayet 45 · 77:45

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ

Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız

Mürselât · Ayet 46 · 77:46

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

Mürselât · Ayet 47 · 77:47

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ

Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar

Mürselât · Ayet 48 · 77:48

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

Mürselât · Ayet 49 · 77:49

فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar

Mürselât · Ayet 50 · 77:50

Sonraki Sure

Bu sureyi tamamladınız. Bir sonraki sureye geçebilirsiniz.

Sonraki Sure